Eski malzemelerden kurtulmak lazımdı.Bende burada eskittim hepsini
March 16, 2012
-
Hava diyorum güneşli ya
Bu sabahın güneşi neden kimse de yoktu?Aklıma gelen onca insan ve olaylar beynimi yemeyi bi yana bıraktı bu sabah.Hayatımı sorgulamam kararlar vermem ardından bunlara alışmaya çabalamama çok az kalmışken ben hala hiç bir şeyden emin olamıyorum.Hayatımın özetini yapmak gerekirse tam anlamıyla şunlar;Test kitapları yatak buzdolabı ve ceren.Aslına bakarsan hiç birinden hoşnutsuzluk duymadım hatta hayatımın sonuna kadar böyle geçirebilirim.Diğerlerinin aksine hiç bitmesin istiyorum.Bunun nedeni korkuyor olmam mı yoksa henüz gerçekten hazır olmamam mı? bilmiyorum.Ama hayatımda olmasını istediğim bir kaç kişi daha varken onlarsız böyle yaşamayı kabul etmekte bana tam anlamıyla mutluluk getirmiyor.Keşke bir arada olup mutlu olsak.Mutluluk o kadar basite indirgendi ki hayatımda şu an bunları yazmaya vakit ayırabilmiş olmam bile beni tüm gün mutlu etmeye yetebilir.Ya da Cerenin kocaman bir gülümsemeyle Aloooo diye telefonun öbür ucundan bağırması ya da bir başkasının…Ki o kendini bilir.Nerde napıyor şu an bilmiyorum ama garip bir şekilde yakın hissediyorum.Belki de değildir özünde ama bunlar benim hislerim sanırım en başından da söylediğim gibi buna engel olamayacak.Hala onun yeri çok ayrı diyebildiğime göre pek bir şey değişmemiş hayatımda.Ya da neyse ben onun hakkında sayfalarca yazabilirim ama şimdi bunu yapmam için çok erken ya da geç.Konumuz benim hayatım.Yani pek matah bir şey yok.Şimdi gidip kahvaltı yapıcam ardından ertesi sabaha kadar ders.Eh okul bitti sayılır sınava kadar.Üniversite sınavı hayatımı ele geçirdiğinden beri hiç böyle olmamıştım.Hayatımın normale dönmesine az kaldı gibi bu arada hava çok güzel Bodrum’da ve dışarıya çıkamıyor olmak insanı deli ediyor.Beni edemiyor
February 3, 2012
-
Her yere yağdı kar bizim gözler anca yağmura bakar.Gidilesi yerlere gitmeyip pişmanlık duyanlar kırmızı şemsiyesini alır sokağa çıkarlar.Güneş açtı yine tüm kaldırımlar ıslak.Beklenmedik insanlar karşına çıkar durup dururken.Hiç beklenmedik sözler uzanır boylu boyunca karşına.Afallarsın.Yağmur uzatır saçlarını sonra bakarsın,dönüp gidersin.Kaldırımlar ıslak kalır,kafanın içi hep dolu.
(Source: stefanoancea)
-
Şu an tamda böyleyim elimde kahvem önümde laptopum aslında şuan böyle değilim çünkü şu an bir şeyler yazıyorum ama oooolsun biraz önceki ve bir sonraki molam da olduğu gibi şeyler işte.Siyah kazağım ve çorabım oh biri yukarıdan bir yerden çekmiş olmalı,ama ama kahve fincanım da mavi yok.Oda dert mi?Neyse tatil verdim kendime yine
(Source: stefanoancea)
January 24, 2012
-
-
Seen seeen sen ne tatlı bir şeysin yaa
(Source: fin-i-c-k, via ohyoucrazyrebel)
January 23, 2012
-
Mithj Krallıgı ve Çocuk Soygunu

Fredy olduğu yerde kaskatı kesilmişti.Ortam o kadar sessizdi ki.Boş alanda en ufak bir çıtırtı dev bir çığ gibi ortalığı yerle bir edebilirdi.Hareketsiz kalıp bir süre çevresini gözetledi.Mithj’lerden nasıl kurtulacaktı?Çok yavaş ve sakin bir hamleyle olduğu yerde dizlerinin üzerinde durmaya başladı.O sırada görüş alanına siyah botlar girdi.Ayaklardan başlayıp yukarıya doğru takip ettiğinde ise bir kaç küçük gümüş plaketle karşılaşmıştı adamın üzerinde.Birden bir ses duydu.
“Burada olduğunu biliyoruz.Hareket et hemen!”
ses daha önce hiç duymadığı kadar gür ve korkutucuydu.Bu uyarı kendisine mi yapılmıştı?Yani tam şu an görünmez durumda mıydı?Elini yukarıya doğru kaldırırken dengesini kaybetti ve küçük takırtılar çıkardı.Sesler çoktan Mithj’lere ulaşmıştı bile.Şimdi işi çok daha zordu.Sesin geldiği yöne doğru ilerlemekte olan Mithjlere karşı nasıl davranması gerektiği konusunda hiçbir fikri yoktu.Tek bildiği görünmez olduğuydu ki bu da ne müddet geçerli olacak hiç bir fikri yoktu.Mithj askerlerinin çevresinde toplanıp havayı elleriyle aramaya başlamalarıyla Fredy endişelenmeye başladı.Hala son konumunu bozmamıştı.Hareket etse kendini ele vermekten korkuyordu.Dışarıda onca bebek varken bunu yapmamalıydı.
Tam o sırada sol kolunun hizasından geçen Mithj ona doğru ellerini uzattı.Bu aptal bir çocuk oyununu andırıyordu.Ama bilmeleri gereken bir şey vardı ki Fredy bu oyunu çok iyi oynardı.Nefesini tutup vücudunu biraz havaya kaldırmıştı.Mithj bu hamleden olsa gerek onun orada olduğunu fark edememişti.Askerler gittikçe ondan uzaklaşmaya başlıyorlardı.Fredy ağır ağır nefes almaya başladı.Kalbi kafesinden kaçmış bir kuş gibi heyecanlı,yerinden çıkacak gibi atıyordu.Sağa döndüğünde kolonların arkasında küçük kız kardeşi Margareti gördü.Onun burada ne işi vardı?Bir anlık afallamanın ardından düşünmeye başladı.Sessiz sessiz kolonların arkasından ona doğru yaklaşıyordu.Yanına geldiğinde ise Mithjler tekrar o tarafa yönelmişlerdi.Fredy hemen kız kardeşini kucağına aldı.Daha o kadar küçüktü ki onun o iki yandan topladığı yumuşacık sarı saçlarının teline zarar gelirse gözünü karartır her şeye karşı meydan okurdu.Margaret yanına geldiğinde ona kızmaya bile vakit bulamamıştı.Biran önce buradan kurtulmanın bir yolunu aramalıydı.
Fredy tüm bunları düşünürken Kaptan Gioole’ın yardımcısı konuşmaya başlamıştı.”Hemen buradan kaçın Mithjler sizin beyninizi yok edecek!Koşun bir çıkış bulun hemde hemen!”Akıl almaz bir şekilde ağzından bu kelimeler dökülen yardımcıyı Mithjler hızla yakalayıp götürdüler.Bunu nasıl olurda bağıra bağıra söyleyebilirdi?Yok edileceğini bile bile bunu nasıl yapardı?Fredy bunları duyunca daha da endişelenmeye başlamıştı.Neredeyse hareketsiz sayılacak bir biçimde Margareti kaldırdı.Ardından kendiside doğrulup yarım adımlarla Kaptanın kamarasına doğru ilerlemeye başladılar.Etraflarında dolanan Mithjler henüz onları fark edememiş bir kısmı camekanın diğer tarafına geçmişti bile.Kaptanın odasının yanına geldiğinde Margarete eliyle git işareti yaptı.Tabii bunu anlamlandırmak o kadar kolay değildi.Margaret daha 4,5 yaşındaydı.Yinede bundan bir anlam çıkaran Mag. kaptanın kamarasının açık kapısından içeriye süzüldü.İçeri süzülmesi ile kaptan dışarı çıktı.Ne yönde saklandığını anlamışcasına mırıldadı.”Onu işte tam buraya tak evlat,sizi kurtaracağım.”Kaptan kolundaki üniformayı sıvamış,metal bir mekanizmanın eksik bir kısmını gösteriyordu.Fredy elini cebine attı.Hala ona güvenip güvenmeme konusunda şüpheliydi.O gerçekten iyi biri miydi?Onlar için yardımcısını fena edecek kadar iyi biri miydi?Fredy başka çaresinin olmadığını anlayıp pantolonun arka cebinden çıkardığı minik parçayı eksik kısma yerleştirdi.Kaptan kahkahalar atmaya başlayınca Mithjler olayın farkına vardılar.Fakat Fredy’nin dikkat etmesi gereken bir şey vardı.Parçayı yerleştirirken kaptana dokunmuş ve böylece kirlenmiş,tüm saflığını yitirmişti.Bu da artık kendisini görünmez olmadığı gerçeğiyle yüzleştiriyordu.
Kaptan kamarasına girince Fredy’de koşarak onu takip etti.Kaptan yaptığı şeyin farkında değilmişcesine kolundaki mekanizmayı havaya kaldırdı.Odanın tavanında asılı olan kutuyu açıp içindeki düğmelerin arasındaki boşluğa yerleştirdi kolunu.İşte şimdi her şeyin farkına varmıştı.Makineden çıkan elektrik tüm güvenlik mekanizmasını çökertmişti.Etraf birden kıpkırmızı yanım sönen ışıklarla dolmuştu ve birde o kulak tırmalayan siren sesi.Fredy mag’i kucağına alıp doğru koşmaya başladı.Camın hizasından geçerken yüzlerce çocuk ve bebeğin suya atladıklarını gördü.İşte kurtuluştu.Mithjler ne yapacaklarını şaşırmış diğer askerlere hiç bir bebek ve çoçuğu göndermemeleri için emirler yağdırıyordu.Fredy mag ile birlikte koşarak kapıdan çıktılar.İşte şimdi karşılarında sırasıyla atlatmaları gereken 4 Mithj askeri vardı.Fredy onlarla uğraşırken dev Mithj gemisinin çıkış kapısı açılmış,karaya doğru uzanan demir parçasından çocuklar kendilerini minik çakıl taşları gibi suya bırakıyorlardı.Fredy koşarak hepsinden kaçmayı başarmıştı.Ne de olsa onca çocuk varken ona ulaşmalarını pekte kolay olmamıştı.Tam çıkışa gelmişti ki dönüşün ardında dev bir Mithj çıktı karşısında.Üstündeki lacivert üniformasından anlaşılıyordu ki bu alt seviye bir Mithj askeriydi.Yüzünde kocaman bir nefret tomarıyla ona bakıyordu ki dudakları aralandı ve sert bir ses tonuyla “Benden kurtulacağını sanıyorsan yanılıyorsun seni küçük boklu velet” dedi.Fredy askerin arkasında,kurtulmuş birkaç çocukla bir anlığına göz göze geldi.Ne yapmaları gerektiğinden haberdarmış gibi çocuklar arkadan yavaşça ona yaklaşmaya başladılar.Fredy Mag’e daha sıkı sarılıp onu yere bıraktı ve “Beni takip et.” dedi ardından askere doğru hızla koşmaya başladı.Diğer çocuklarda çoktan yerlerini almışlardı.Fredy askerin gövdesine çarptığı anda çocuklar Mithj’nin bacaklarını ittiler.Asker birden yerle bir olmuştu.Fredy bir anlık zaferle gülümsese de mutluluğu pek uzun sürmedi.Mag ona doğru koşarken biraz önce devirdiği o koca adam onu ayakkabısından yakalamıştı.Fredy Mag’i kollarından tutup kendine çekerken birden ayakkabısı çıktı Fredy ve Mag yere düştüler.Çevrelerinde o kadar çocuk vardı ki onların kalabalığı ve yüksek ağlama sesleri arasında kayboldular.İkiside doğrulduktan sonra Fredy Mag’i kollarıyla kendine sardı ardından arkalarına son bir kez baktılar.İşte sona gelmişlerdi.Mithj askeriyle son bir kez göz göze geldikten sonra iki kardeş kendilerini suya bıraktılar.
Minik bedenleri suyla buluşunca Fredy gözlerini açtı.Yüzlerce bebek suyun altında kurtarılmayı bekliyorlardı.Bir an önce birileri gelmezse burası tam bir bebek mezarlığı haline gelecekti.Fredy ve Mag su yüzeyine çıktıklarında koca bir geminin onlara yaklaştığını fark etti.Üzerinde Amerikan Filosunun bayrağı vardı “KURTULDUK!” diye bağırdı Margaret.Gerçekten de öyle olmuştu.Çocukların hepsi su yüzeyinde gemiye el sallıyorlardı.Gelen gemiden dev bir kapı açıldı suyun içine.Çocuklar kapıya tırmanırken,gemiden atlayan görevliler bebekleri kurtarmaya başlamışlardı bile.Fredy Margaret’i alıp gemiye doğru yüzmeye başladılar.
Gemiye bindiklerinde ise her şey onlar için binmişti.Margaret abisine sıkıca sarıldı ve “Bizi kurtaracağını biliyordum.” dedi.Günün sonunda tüm çocuklar kurtulmuş Mithj gemisi askerleri ile suların dibini boylamıştı.Bindikleri gemi kıyıya ulaştığında Fredy ve Margaret koşarak annelerine sarıldılar.Artık birbirlerinin kıymetini çok daha iyi biliyorlardı.
Dip Not:Evet ben tüm bunları rüyamda gördüm.
January 20, 2012
January 8, 2012
-
İzmir

Beraber uyanıp Karşıyakanın yosun ve deniz kokusunu içimize çekelim,martı sesleriyle uyanalım,sahilde midye yiyelim,vapura binip gevrek yiyelim,Kemeraltına gidip alışveriş yapalım,tüm merdivenleri çıkıp tarihi asansöre gidip mükemmel körfez manzarasını beraber izleyelim,saat kulesinin altında kuşlara yem atalım,konaktaki seyyar milli piyangoculardan kazı kazan alalım,büyük parktaki uğur mumcu tiyatrosunda bir oyun izleyelim,tek bir kentkartı paylaşalım,metroya binip bornovadan 3 yola kadar gidelim,Kıbrısşehitlerine gidelim her sokağa girip gezelim,izmirin çıkışındaki çiçekli köye gidelim en yakın dostlarımızla orda piknik yapalım,beraber süt darı yiyelim sahilde,silahla denizin üzerindeki renkli balonları vuralım,alaçatıya,kuşadasına çeşmeye tatile gidelim,Ağustosta fuara gidelim beraber,İnciraltına gidip sahilde gezelim,Şirinceye gidip meyve şarabı içelim,bana papatya taçlardan al,Hilton’un oyun salonunda Bowling oynıyalım,Oyun kuponlarını biriktirip peluş oyuncak kazanalım,Kordonda çimenlerde uzanalım,beraber deniz kenarında bisiklet sürelim,sımsıcak boyöz yiyelim,benimle çocukluğumu geçirdiğim semte gel,beraber karşıyaka maçlarına gidelim,geceleri bir yerde beraber birşeyler içelim,beraber sarhoş olalım,beraber Bostanlıya gidelim,küçük parka gidip herhangi bir kafede birşeyler içip sohbet edelim,Benimle lunaparka gel,beraber kitapçıları gezelim,Konak Pier’in ucunda beraber denizi seyredelim,Güzelbahçeden yola çıkıp Alsancağa kadar yürüyelim,yol boyunca fotoğraflar çekelim,yıl dönümlerimizde Sevinç Pastanesine gidip sanki ilk buluşmamızmış gibi davranalım,Forum Bornavada sinemaya gidelim,Sevgi yoluna gidelim,Bornovada migrosun yanındaki çiçekçiden bana çiçek al,mavi büfede kumru yiyelim,en sonda beraber kendi evimize dönelim sarılıp uyuyalım istiyorum. ÇOK şey mi istiyorum?Ama istiyorum.
Söylesene kaçını bensiz yaptın?
January 5, 2012
-
Kalbin derinlerinden gelen bir dürtüyle uyarılıverirsin.O kadar gerçek o kadar saftır ki o his,karşı koyamaz eyleme dökersin.Hiç bir karşılık beklemeden.Ufak bir teşekkür mutlu eder seni.Ama buruk bir sevinçtir.O mutsuzken mutlu olmak yakışmaz gerçek sana.Ne teşekkür ne terslenme beklentisine girmeden yaparsın.Çünkü emir büyük yerdendir.KALP‘ten…
January 3, 2012
-
Flörtöz Gülüş

İşte yine aldandı sana İsabell.Ona böyle gülmemeliydin.Şimdi seni aramaya başlayacak.Her gittiğin yerde peşinden gelmesini istemezsin ya?Ne?Bu hoşuna mı gidiyor.Haklısın unutmuşum sen kendini beğenmiş birisin.Ama yapma,biraz olsun vicdanın olduğunu düşünüyorum.Evet evet kesinlikle hassas bir kalp barındırıyorsun derinlerde bir yerde ama farkındayım ki günden güne taşlaşmaya başlamış.Anlamadım?Yaşıyorsun öyle mi?Yaşamak için yaşıyorsun öyle bir amacın olmadan.Bunu seninle her göz göze geldiğimde anlıyordum zaten İsabell.Ah korkma!Bunu o anlayamaz,bunu yalnızca ben anlarım.Gülme hayır gülme bana.Beni de kendine aşık etme!
January 1, 2012
-
x-masss11

Tarifi güç bir duyguyla koşmaya başlamıştı.Karşıdan gelen insanları elleriyle itip onlardan kurtulmaya çalışıyordu.O an bulunduğu yerdeki tüm detaylar önemsizdi.Yanından geçen tanıdıklar,çevresindeki insanların ağzından dökülen en sevdiği şarkının sözleri,almak için para biriktirdiği elbiseyi giyen bir kadın…Her biri aslında varolmamışlar gibiydi.Tek istediği bir an önce hedefine ulaşmaktı.Çok az kalmıştı son yedi dakika.Gözü sürekli saatin ibresine takılıyordu.Erkenden ulaşırsa daha çok onunla kalabilecekti.Dar sokaklardan hızla geçti.En sonunda geniş bir alana ulaştı.Artık koşmaya hali kalmamıştı.Makyajı bozulmuş olmasına rağmen bunu pekte önemsediği söylenemezdi.Adımlarını hızlandırıp tekrar o dar sokakların başladığı yere doğru yürüdü.İşte oradaydı!Nefes nefese kalmış olsada ne pahasına olursa olsun gelmişti.Kollarını iki yana açıp kocaman sarıldı ona.Kalbinin ne kadar hızlı attığını hissedebiliyordu.Ellerini onun boynunun arkasında birleştirdiğinde tekrar gözü saatine çarptı.Son dört dakika kalmıştı.Ellerini tuttu.Gözlerinin içine baktığında bacaklarının titremeye başladığını fark etti.Hayatı boyunca ilk defa bu kadar heycan verici bir şey yaşıyordu.Hemde hiç olmadığı kadar özeldi.Gülümsedi nedenini bilmeksizin.Mutluydu ama mutluluktan daha yoğun yaşadığı duygular vardı.Saat on ikiye gelmek üzereydi.Son saniyeler…10…9…8…ve dudakları kenetlenmişti onunkilere.Daha önce hiç kimse onu böyle öpmemişti.Bu kadar tutkulu,bu kadar gerçek.Dudaklarını ayırdığında bir an duraksadı.Gözlerini kapatmış bu anın bitmemesi için dua ediyordu ki gözlerini araladı.Duyduğu iki kelime oldu “Seni Seviyorum.”
İşte bu yıl güzel geçeceğe benziyordu.Bütün sene onunla geçicekti.
-
Tam geçen sene yeni yıla girişimle ilgili birşeyler karalayacaktım ki,aldım elime bir şişe şarap.İçiyorum içiyorum.
December 19, 2011
-
Sana bir şiirler olmuş
Yüzün-gözün söz içinde.
Hangi imla kitabına baksam
Ben den ayrı yazılıyorsun…
November 28, 2011
-
Büyük Mavi Balina
Derin mi derin masmavi okyanusun dibinde büyük çok sevimli bir mavi balina yaşarmış.Bu balina her zaman soğuk sularda yalnız başına dolaşır kimseyi yanında istemezmiş.Ara sıra suyun yüzeyine doğru yükselse de hemen aklı başına gelir ve derin kuytu köşesine geri çekilirmiş.Çünkü korkarmış diğerlerinden.Kendinden küçük olsalarda onlarla başa çıkamama ihtimalinden korkarmış.Çocukluğundan beri diğerleriyle hiç konuşmamış.Her aklına gelişinde hep daha sonraya ertelemiş.Sonra bir gün “Artık daha yukarılara çıkmalıyım,karşıma ne çıkarsa çıksın bunu başarabilirim.” demiş.Bizim mavi balina kendine öylesine güvenmişki bir anda bütün geçmişini hiçe sayıp yükselmeye başlamış.Yükselmiş,yükselmiş…Daha önce hiç yükselmediği kadar yükselmiş.Yolda karşısına daha önce görmediği birçok canlı çıkmış.Hepsinden kaçıp uzaklaşmış.Onun tek istediği suyun en üstüne çıkabilmek olmuş.Gelgelelim bunu başarmışta.O kadar uzaklaşmışki yuvasından kendini bir kasabanın sahilinde buluvermiş.Sahilin karşısındaki kayalıkların etrafına gidip orada biraz soluklanma kararı almış.Orda karşısına ne çıkmış dersiniz?Minik sevimli bir palyanço balığıyla karşılaşmış.Önceleri ondan korkup saklansada sonra yavaşça çıkmış saklandığı yerden.Gözlerini kocaman açarak incelemeye başlamış palyanço balığını.Ama onun dikkatine karşılık palyanço balığı yerinde durmuyormuş.Her an hareket halinde,bir o yana bir bu yana geçiyormuş.Bizim büyük mavi balina buna çok gülmüş.İşte arkadaşlıkları böyle başlamış.
Günler,haftalar geçmiş bizim bu balinayla palyanço balığı çok iyi dost olmuşlar.Büyük mavi balina evini bile özlemiyormuş.Palyanço ise onu eğlendirmek için çok çabalıyormuş ama her gün daha fazla yoruluyormuş.Bir gün mavi balina palyanço balığından önce uyanmış.Bir şeyi anlamışki bu dostlukları palyanço balığını yıpratmaya başlamış.Büyük mavi balina bunu yapmaması gerektiğini,eski evine dönüp orada yalnız başına devam etmesi gerektiğini düşünmüş.Ama Palyanço balığına o kadar çok bağlanmış ki bunu ona nasıl söyliyeceğini düşünüp durmuş.En sonunda onun haberi olmadan uzaklaşmasının en doğru yol olacağona karar vermiş.İşte o sabah bizim büyük mavi balina Palyanço balığını öpemeden oradan eski saklı kuytu köşesine geri dönmüş.Palyanço balığı uyandığında yosunların arasından çıkmış.Büyük balinayı orada göremeyince çok üzülmüş.Günlerce onu aramış ama nafile.En sonunda onu bırakıp gittiğini anlamış.O kadar üzülmüşki onu kendi bulabileceğine inanmış.Tek yapması gereken en soğuk sulara inmekmiş.Dostum için bunu yapmalıyım diye düşünüp dalmış derinlere.Suyun yüzeyinden o kadar uzaklaşmışki karşısına kendinin on katı büyüklüğünde canlılar çıkmış.Hepsinden bir şekilde kurtulmayı başarmış.Yolda karşısına çıkan minik canlılara bizim büyük mavi balinanın evini soruyormuş.En sonunda başarmış bulmuş onu.Gitmiş ve çalmış kapısını.Fakat ne bir hamle yapmaya ne bir kelime daha etmeye hali kalmamış.Bizim büyük balina ona kapıyı açmamış,açarsa bunun ona kötülük olacağını düşünmüş.Ama bir yandan da onu o kadar özlemişki.Balina o yokmuş gibi davranmaya başlamış.Bizim zavallı palyanço balığı ise daha fazla dayanamayıp oracıkta ölüvermiş.Ardından dev bir balık onu midesine indirmiş.Peki sonra büyük mavi balinaya ne mi olmuş?
İşte onu kimse bilmiyor.
_____________
Hiç bir şeyi bu kadar çok istediğimi hatırlamıyorum,hiç bu kadar imkansız olmamıştı.
November 12, 2011
-
Savaş
Beynim ve kalbim tam bir savaş içerisinde.Beynim direndikçe kalbim hançerliyor.Vücudum çoktan ipleri verdi eline kalbimin.
Zangır zangır titreyişlerin tek sebebi bu.Hepsine rağmen bu zaman zarfında topladığı gücünü kullanıyor beynim,herşeyiyle karşı koyuyor.Vücudum tamamen salıveriyor kendini bu kez dişlerim takırdamaya başlıyor.Hala gözyaşı YOK!Gözpınarlarım suları çekilmiş dereler gibi kupkuru,tatsız.Beyin kazanmaya inançlı ama kalp durmadan hançerliyor.Artık hepsi kendini bıraktığı anda beyin ve kalp karşılıklı düelloya kalıyorlar.Beyin tam zırhlı hazır beklemede,kalp ise her zamanki gibi cesurca öne atılmış.
Her hikayede olduğu gibi cesaret kazanıyor bunda da.Ardından gözyaşları,gözyaşlarım ortalığı süpürüveriyor.Bu kez aşındırırcasına çok akıyor su.Durmadan,engel tanımadan.
Beyin yine yokluğunun esiri,kalp ise eski tahtında boy gösteriyor.

